Tık Yok Ne Demek? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Pedagojik Bir Bakış Hepimiz öğrenme sürecini farklı şekillerde deneyimleriz. Bazen kelimeler, bazen ise eylemlerle bir şeyler öğreniriz. Ancak, her birimizin öğrenme süreci, tıpkı parmak izimiz gibi benzersizdir. Eğitimin amacı, sadece bilgi aktarmak değil, aynı zamanda bireyin kendisini keşfetmesini, düşünme becerilerini geliştirmesini ve topluma katkıda bulunabilecek bir kişi olmasını sağlamaktır. Bu süreçte karşılaşılan engeller, bazen “tık yok” dediğimiz bir durumu yaratabilir. Peki, “tık yok” ne demek? Bu, çoğunlukla bir şeyin anlaşılmadığı, öğrenmenin duraksadığı veya öğrenci ile öğretici arasındaki iletişimin kopmuş olduğu bir durumu ifade eder. Ancak bu durum pedagojik bir bakış açısıyla, eğitim…
Yorum BırakLezzetli Sohbet Köşesi Yazılar
Gezeravcının Ailesi Kimdir? Psikolojik Bir Mercekten Derin İnceleme İnsan davranışlarının ardındaki bilişsel ve duygusal süreçler beni her zaman meraklandırmıştır. Bir bireyin yaşam öyküsü ile çevresinin, özellikle de ailesinin etkileşimi arasında nasıl bir ilişki olduğunu anlamaya çalışırken “Gezeravcının ailesi kimdir?” sorusu, sadece bir biyografi maddesi olmanın ötesine geçer. Bu yazıda bu soruyu, bir insanın gelişimine katkıda bulunan psikolojik etmenlerle birlikte inceliyor; aile yapısının, sosyal etkileşim dinamiklerinin ve geleneksel değerlerin nasıl iç içe geçtiğini tartışıyorum. Biyografik Arka Plan: Ailenin Nesnel Tanımı Alper Gezeravcı, 2 Aralık 1979’da Mersin’in Silifke ilçesinde, Yörük kökenli bir aile içinde doğmuştur ([Vikipedi][1]). Annesinin adı Sıddıka Gezeravcı, babası ise…
Yorum BırakAdana Kebabı Fırında Pişer Mi? Ekonomik Perspektiften Bir İnceleme Giriş: Kaynakların Kıtlığı ve Seçimlerin Sonuçları Hayatımızda her gün yüzleştiğimiz en temel ekonomik sorulardan biri, kaynakların kıtlığı ile ilgilidir. Kaynaklarımız her zaman sınırlıdır, bu da seçimler yapmamız gerektiği anlamına gelir. Peki, Adana kebap gibi geleneksel bir yemeğin nasıl pişirileceğiyle ilgili tercihler, ekonominin temellerine nasıl dayanır? Kebabı fırında pişirmenin maliyetleri, fırsat maliyetleri, piyasa dinamikleri ve bireysel kararların toplumsal refah üzerindeki etkileri nasıl şekillenir? Adana kebap, geleneksel olarak mangalda pişirilen, baharatlarla harmanlanmış ve ince ince doğranmış etin şişe dizilerek pişirildiği bir yemektir. Ancak, fırın kullanımının yaygınlaşması, ekonomik koşullar ve pişirme yöntemlerinin değişmesiyle ilgili…
Yorum BırakTıbbi Biyokimya Nedir? Ekonomi Perspektifinden Bir İnceleme Kaynaklar sınırlıdır ve her seçim, bir fırsat maliyeti taşır. Bu, her alanda olduğu gibi tıp ve biyokimya gibi uzmanlık gerektiren disiplinlerde de geçerlidir. Tıbbi biyokimya, vücudumuzdaki biyokimyasal süreçleri anlamamıza yardımcı olan bir bilim dalıdır; ancak bu alandaki gelişmeler ve sağlık hizmetlerine erişim, sadece tıbbi bir mesele olmanın ötesindedir. Tıbbi biyokimya, aynı zamanda ekonomik bir sorundur. Çünkü sağlığa yönelik yapılan yatırımlar, toplumsal refahı doğrudan etkiler ve kaynakların nasıl dağıtıldığını gösterir. Bu yazıda, tıbbi biyokimyayı, mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektiflerinden inceleyecek ve sağlık hizmetlerinin ekonomik boyutlarını ele alacağız. Tıbbi Biyokimyanın Temelleri Tıbbi biyokimya, biyokimyanın…
Yorum BırakMırrığı Mırrık Değil: İnsan Davranışlarının Psikolojik Boyutları Hayat bazen, insanların birbirlerine söyledikleri kelimelerle şekillenir. Hangi kelimenin hangi duyguyu taşıdığını, bir ifadenin arkasındaki duygusal yükü anlamak, insana dair en ilginç keşiflerden biri olabilir. Özellikle, bazı deyimler ve ifadeler, yüzeyde basit bir anlam taşısa da, aslında insanlar arasında çok derin, bazen de karmaşık etkileşimlerin göstergesi olabilir. Bugün, “Mırrığı mırrık değil” ifadesine odaklanarak, dilin, insan psikolojisinin çeşitli yönleriyle nasıl bağlantılı olduğunu keşfedeceğiz. Bu ifade, genellikle bir durumun ya da davranışın, göründüğü kadar basit olmadığını vurgulamak için kullanılır. Ancak bu, duygusal ve sosyal açıdan ne anlama gelir? İnsanların birbirlerini nasıl algıladıklarını, sosyal etkileşimlerde hangi…
Yorum BırakBozoklu Celal İsyanı ve Kimlik: Antropolojik Bir Bakış Kültürler, insanlık tarihinin en derin izlerini taşıyan miraslardır. Her bir toplum, kendine özgü ritüeller, semboller, akrabalık yapıları ve ekonomik sistemler aracılığıyla kimliğini şekillendirir. Bu kimlik, bireylerin yalnızca kendi toplumlarında değil, aynı zamanda dış dünyayla olan etkileşimlerinde de belirleyici bir rol oynar. Ancak, bu çeşitliliğin içinde bazen çatışmalar ve anlaşmazlıklar da ortaya çıkar. Bu yazı, Bozoklu Celal isyanı gibi tarihi bir olay üzerinden kültürlerarası çatışmaların nasıl şekillendiğini ve bu çatışmaların kimlik oluşumunu nasıl etkilediğini antropolojik bir bakış açısıyla tartışacaktır. Bozoklu Celal İsyanı: Tarihi ve Arka Planı Bozoklu Celal isyanı, 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda…
Yorum BırakKitap Metre ile Mi Ölçülür, Santimetre ile Mi? Kitapları neyle ölçtüğümüz çoğu zaman fark ettiğimiz bir konu değildir. Ama düşününce, gerçekten de “Kitap metre ile mi ölçülür, santimetre ile mi?” diye bir soru aklınıza gelebilir. Evet, görünüşte basit bir soru gibi görünüyor, fakat bu soruyu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele aldığınızda, karşımıza daha derin, düşündürücü bir tablo çıkıyor. Çünkü her şeyin ölçülmesi, aslında nasıl yaşadığımızı, toplumsal yapıların ve normların hayatımıza nasıl şekil verdiğini de gösteriyor. Şimdi gelin, bu soruya farklı bir açıdan bakalım. Kitap Metre ile Mi Ölçülür, Santimetre ile Mi? Teknik Bakış Eğer bir kitap yazarı…
Yorum BırakDönersen Islık Çal: Psikolojik Bir Mercek Altında Herkesin hayatında dönüp bakacağı bir dönem vardır. Bazen bu dönüm noktaları, yaşadığımız duygusal hallerle, bilişsel süreçlerle ve sosyal etkileşimlerle şekillenir. Hayatın her anı, bizi farklı yönlere çekse de, bazen geçmişe dönüp baktığımızda anlam kazandığını fark ederiz. İşte “dönersen ıslık çal” ifadesi de, bir insanın bir dönüm noktasına geldiğinde, geri dönme ya da yeni bir başlangıç yapma arzusunu, aynı zamanda içinde barındırdığı duygusal karmaşıklığı ve bilişsel süreçleri simgeler. Ama bu kavram, sadece bir bireysel deneyim değil, aynı zamanda toplumsal bağlamda da anlam taşır. Peki, “dönersen ıslık çal” konusunu psikolojik bir bakış açısıyla nasıl ele…
Yorum BırakBasın Yayın mı Yayım mı? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin gücü, yalnızca anlamlarıyla değil, taşıdıkları kültürel ve toplumsal yüklerle de insanlık tarihini şekillendirir. Bir kelime, bir cümle, bir anlatı – her biri toplumsal yapıları, bireysel düşünüşleri ve duygusal çağrışımları dönüştürme potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda, “basın yayın” mı yoksa “yayım” mı terimi, sadece bir dilbilgisel tercih meselesi olmanın ötesinde, edebiyatın ve toplumsal etkileşimin iç içe geçmiş bir yansımasıdır. Dil, yazının biçiminden anlamına, kullanılan terimlerden anlatıcıların bakış açılarına kadar her yönüyle insan yaşamını etkiler. Peki, bu terimler arasındaki farklar, edebiyatın ifade gücünü nasıl şekillendirir? Basın yayın mı, yayım mı sorusu, dilin evrimi…
Yorum Bırak2009 Artık Yıl Mı? Felsefi Bir Sorgulama Bir sabah, takvime bakarken 2026’nın ilk günlerinden birinde durup, sadece tarihe değil, bu tarihin ne kadar anlam taşıdığına düşünerek bakar mısınız? Zaman, bir insana ne kadar gerçektir, ya da bir saniyenin gerçekten geçen bir şey olup olmadığına dair düşündüğünüzde, farkında olmadan bir ontolojik sorgulamanın içine mi girmiş oluyorsunuz? Zamanın geçişini, bir yılın başka bir yılı takip etmesini, bazen bir günü bir başka günden ayıramazken, bir anın yavaşladığını ve bazen ise yılların nasıl da hızla geçtiğini hissediyoruz. Ancak bir şeyin “gerçekten” geçmesi ne anlama gelir? Felsefi bir açıdan bakıldığında, bu sorular hiç de basit…
Yorum Bırak