İçeriğe geç

Yünün kilosu kaç TL 2025 ?

Kayseri’de Bir Kış Sabahı ve İçimde Biriken Hikâye

İlgili Yazımız: Kaskoda kaç kademe var ?

Sabahın ilk ışıkları Kayseri’nin üstüne ağır ağır yayılırken, camın buğusuna bakıp uzun uzun düşündüm. Odanın içi soğuktu ama içimdeki düşünceler daha da soğuktu sanki. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı sabahlar ne yapacağımı bilmeden uyanıyorum. Defterim masanın üstünde açık duruyor, gece yazdığım cümleler yarım kalmış gibi bana bakıyor.

Bugün yine babamla birlikte hayvan pazarına gidecektik. Çocukluğumdan beri bu pazarlara gider gelirim ama bu sefer içimde tuhaf bir ağırlık vardı. Çünkü mesele sadece koyunlar, kuzular ya da saman değildi. Asıl mesele, herkesin dilinde dolaşan o soruydu: Yünün kilosu kaç TL 2025?

Bunu ilk kez geçen hafta duymuştum. Kahvede otururken yan masadaki iki adam hararetle konuşuyordu. Biri “Yün bu sene iyi para eder diyorlar” dedi, diğeri ise başını sallayıp “Yünün kilosu kaç TL 2025? belli değil, her gün değişiyor” diye karşılık verdi. O an içime küçük bir kıskançlık ve merak karışmıştı. Çünkü bazı insanlar fiyatları konuşurken ben sadece dinliyordum.

Pazarın İçinde Kaybolan Sesler

Hayvan pazarına vardığımızda hava henüz tam ısınmamıştı. Toprak ıslaktı, çizmelerimizin altında hafif çamur sesleri çıkıyordu. Her yer insan doluydu; bağıran satıcılar, pazarlık yapan köylüler, hayvanların huzursuz sesleri birbirine karışıyordu.

Babam her zamanki gibi sessizdi. Onun sessizliği bana bazen güven veriyor, bazen de içimi sıkıyordu. Elindeki kalın kabanı sıkıca tutuyor, etrafı dikkatle izliyordu. Ben ise kalabalığın içinde kendi düşüncelerimle baş başaydım.

Bir köşede duran yaşlı bir adamın elinde tuttuğu yün çuvalını fark ettim. Beyaz değil, hafif sararmış bir yündü bu. Rüzgâr estiğinde tüyleri hafifçe hareket ediyor, sanki canlıymış gibi görünüyordu. Yanına yaklaştım, sanki o yünün içinde bir hikâye saklıydı.

“Bu sene nasıl?” diye sordum çekinerek.

Adam yüzüme bakmadan cevap verdi: “Eskisi gibi değil evlat. Her şey değişti. Geçen sene başka, bu sene başka.”

Tam o anda içimdeki soru yeniden büyüdü: Yünün kilosu kaç TL 2025? Bunu sormak istedim ama dilim varmadı. Çünkü sorunun cevabı sadece rakam değildi, bir hayatın karşılığıydı.

Babamın Ellerinde Sessiz Bir Yorgunluk

Babam biraz ileride bir satıcıyla konuşuyordu. Ellerini cebine sokmuş, başını hafif eğmişti. Onun yüzüne bakınca yılların yorgunluğunu daha net görüyordum. Çocukken bana güçlü gelen o adam, şimdi daha kırılgan görünüyordu.

Yanına gittiğimde konuşmalarına kulak verdim. Satıcı yüksek bir fiyat söyledi, babam ise uzun süre sessiz kaldı. O sessizlik bana çok şey anlattı aslında. Çünkü bazen insanlar konuşmaz, sadece susarak kaybeder.

Yine de dayanamadım, araya girdim.

“Baba, herkes aynı şeyi soruyor. Yünün kilosu kaç TL 2025? gerçekten ne durumda?”

Bana baktı, gözlerinde hem sabır hem de yorgunluk vardı. “Değişiyor oğlum,” dedi. “Bir gün iyi, bir gün kötü. Ama artık eskisi gibi değil hiçbir şey.”

O an içimde küçük bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü ben net bir cevap bekliyordum, ama hayat bana yine belirsizlik veriyordu.

Çocukluğumdan Kalan Bir Koku

Pazarın içinde yürürken bir anda çocukluğuma gittim. Küçükken babamla birlikte bu pazara geldiğim günleri hatırladım. O zamanlar her şey daha basitti. Yünler daha beyaz, insanlar daha gülümser, hesaplar daha kolaydı sanki.

Bir köşede oturup sıcak simit yediğimizi hatırlıyorum. Babam pazarlık yaparken ben etrafı izlerdim. O zamanlar “Yünün kilosu kaç TL 2025?” gibi bir soru yoktu tabii ama başka sorular vardı: “Bu koyun bizim olur mu?”, “Bu yıl yağmur yağacak mı?”

Şimdi ise sorular değişmişti. Ama içimdeki çocuk hâlâ aynı yerde duruyordu, sadece büyüyememiş gibiydi.

Rakamların Ötesinde Bir Gerçek

Öğleye doğru pazar daha da kalabalıklaştı. Birkaç kişi yüksek sesle fiyatlardan bahsediyordu. Kulak misafiri olduğum bir konuşmada biri net bir rakam söyledi. O an içimde bir şey kıpırdadı. Çünkü mesele artık sadece merak değil, aynı zamanda bir hesap meselesi olmuştu.

Yünün kilosu kaç TL 2025? sorusu artık sadece benim içimde değil, herkesin dilindeydi. Ama kimse tam olarak memnun değildi. Bir taraf az buluyor, diğer taraf çok diyordu. Ortada kalan yine emekti.

Bir süre kenarda durup insanları izledim. Herkes bir şeyler kazanma ya da kaybetme derdindeydi. Ama kimse gerçekten ne kaybettiğini düşünmüyordu sanki. Ben ise düşünüyordum.

İçimde Büyüyen Soru

Babamla birlikte pazardan çıkarken güneş biraz yükselmişti. Hava ısınmıştı ama içimdeki ağırlık hafiflememişti.

Yolda yürürken sessizliği bozdum:

“Baba, sence bu iş nereye gidiyor?”

Bir süre sustu. Sonra yavaşça konuştu: “Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, emek hiç kolaylaşmıyor.”

Bu cümle içime işledi. Çünkü aslında tüm gün duyduğum şeylerin özeti buydu. Rakamlar değişiyor, ama emek hep aynı kalıyordu.

Defterime Yazdığım Cümleler

Eve döndüğümde defterimi açtım. Ellerim üşüyordu ama yazmak istiyordum. Çünkü içimde biriken şeyleri başka türlü taşıyamazdım.

“Bugün pazarda herkes aynı soruyu soruyordu,” diye başladım yazmaya. “Yünün kilosu kaç TL 2025? Ama kimse bu sorunun içinde ne kadar hayat olduğunu fark etmiyordu.”

Kalemi durdurdum. Dışarıya baktım. Kayseri’nin sokakları yavaş yavaş sessizleşiyordu. Bir günün daha sonuna gelmiştim ama içimdeki düşünceler bitmemişti.

Umut ve Belirsizlik Arasında

Bazı günler hayat bana çok net geliyor. Ama bazı günler, bugün olduğu gibi, her şey sisli bir yol gibi uzanıyor önümde. Yünün fiyatı bile aslında sadece bir rakam değilmiş bunu anladım. Bir ailenin emeği, bir babanın yorgunluğu, bir gencin geleceğe bakışıymış.

Ve ben 25 yaşında biri olarak, hâlâ bu soruların içinde kendime yer arıyorum.

Belki de asıl mesele fiyat değil. Belki de asıl mesele, o fiyatın arkasında duran hayatları görebilmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://birteselliver.com https://sendegel.com.tr https://haironplus.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet