İçeriğe geç

Eski Türklerde gök ne demek ?

Eski Türklerde Gök Ne Demek?

Bazen Kayseri’nin sabahlarında her şeyin sessizliğine kaybolmuş gibi hissediyorum. Havanın soğuk olduğu, kahvemi yudumladığım ve derin düşüncelere daldığım anlar var. İşte o anlardan birinde, bir eski Türk kelimesi aklıma takıldı: “Gök”. Bu kelimeyi duydum, ama hep merak ettim; ne demekti bu gök, eski Türkler için? Sadece bir kelime mi yoksa bir inanç, bir hayal, bir yaşam şekli miydi? O an kendimi, eski zamanların göğüne bakarken hayal ettim.

Bir Akşamüstü, Kayseri’nin Sessizliğinde

O gün, dışarıda her şey çok huzurluydu. Güneş, yavaşça batıyordu ve gökyüzü, turuncu ve mor arasında dans ediyordu. Kayseri’nin dağları ufukta siluet gibi yükseliyordu. İçimde bir şeyler kıpırdamaya başlamıştı. “Eski Türkler göğe nasıl bakarlardı?” diye düşündüm. Sadece bir gökyüzü müydü onlar için? Ya da belki, daha fazlası vardı?

O an, kendimi bir anda geçmişe, çok eski zamanlara gitmiş gibi hissettim. O kadar güçlü bir duygu vardı ki. Kendimi bir çadırın içinde, eski bir Türk göçebe topluluğunun arasında hayal ettim. Ateşin etrafında oturuyorlar, büyük bir sabırla birbirlerine eski efsaneleri anlatıyorlardı. Korkularını, umutlarını, hayal kırıklıklarını… Ve belki de “gök” kelimesi, onların için sadece bir gökyüzü değil, daha derin bir anlam taşıyordu. Bir umut, bir Tanrı, bir yaşamın ta kendisi.

Gök: Bir İnanç, Bir Duygu

Eski Türklerde gök, sadece bir yereyi değil, bir yaşam biçimini simgeliyordu. Gök, Tanrı’nın yeri, göksel bir düzenin simgesiydi. Gök ile yeryüzü arasındaki bağ, bir insanın kendisini bulacağı, hayatta kalacağı, savaşacağı yerdi. Bu düşünceler kafamı sarmışken, o an kendi hayatımda da bu “gök” anlamını aramaya başladım. Neden? Çünkü bazen, insan kendini kaybolmuş hissediyor. Bir hayal kırıklığı anında, umutları kaybettiğinde, eski Türklerin göğe bakıp, içlerindeki gücü buldukları gibi, ben de arıyordum.

Bir süre sonra, göğü bir harf gibi, eski Türklerin inançlarına göre bir anlam yüklü bir şey olarak düşündüm. O kadar derindi ki… Bir Türk göçebesinin gözlerinde, belki de bir yıldız gibi parlayan, “gök” kelimesi bir yaşam arayışıydı. Hem korkuyu, hem de umudu içinde barındırıyordu. O yüzden göğe bakarken, birinin derin bir duygusuyla karşılaşıyor gibiydim. Bir şeyleri beklemek, ama aynı zamanda başlamak.

Bir Anlık Gök, Bir Ömür Boyu Etkisi

Herkes bir anı beklerken, o anın içinde kendisini bulur ya… İşte eski Türkler için “gök”, onlara hem bir başlangıç hem de bir bitişti. Gökyüzüne bakarak savaşa çıkmak, hayatta kalma mücadelesini verirken Tanrı’dan bir işaret almak gibiydi. Hem korku vardı, hem de güven. Her bakış, bir dua gibi. Göğün sunduğu her şey, bir adım atma cesaretiydi. Zihnimde bunu düşünürken, biraz da duygusal oldum. Çünkü bazen insan, kendi hayatındaki boşlukları ve hayal kırıklıklarını göğün enginliğinde bulur.

Bunları düşündükçe, Kayseri’nin sabahları ne kadar sade ve huzurlu olsa da, içimde derin bir çalkantı hissettim. Bir anlam arayışındaydım. Bir anlam, bir güç, bir farkındalık… Sonra fark ettim: Gökyüzü, bir insanın içinde sakladığı duyguları dışa vurması için ne kadar büyük bir alan. Eski Türkler için belki de sadece savaşmak değil, aynı zamanda kendilerini bulmak için de “gök” vardı. Bunu hayal ediyorum, her seferinde daha fazla derinleşiyor.

Gökyüzüne Bir Bakış: Umut ve Kaybolmuş Duygular

Herkesin hayatında, bazen kaybolmuş duygular olur. Bir aşk, bir arkadaşlık, bir hayal… Bazen bunları kaybederiz ve gökyüzüne bakarken bir şeyler bekleriz. Tıpkı eski Türklerin yaptığı gibi. O gökyüzü, bir anlam taşır. Bazen, insan kendi içinde bir şeyleri kaybettiğinde, dışarıda, bir şeyleri bulma umudunu taşır. Eski Türklerde gök, bu umudu ve yaşamı simgeliyordu. Onların gökleri, bu evrenin gizemlerine meydan okuyan bir güce sahipti. Ne kadar uzak görünse de, aslında içlerinde hep bir umut vardı.

Şimdi, Kayseri’nin sessizliğinde gökyüzüne bakarken, o eski Türklerin hissettiklerini anlamaya çalışıyorum. Gök, sadece bir alan değil, bir yön, bir bağdı. O bağ, yaşamın özüydü. Belki de bu yüzden, göğe bakarken bir umut buluyordum. Gökyüzü, hem geçmişe hem de geleceğe bağlayan bir köprüydü. Bu yazının sonunda, belki de ben de eski Türklerin bir parçası oldum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
betcivd casinoilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet