İçeriğe geç

Seksek nasıl yazılır ?

Seksek Nasıl Yazılır?

Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarında, eski mahallemizin taş sokaklarında çocukların sesi yankılanırken, ben de onlardan biriydim. Yani o zamanlar, bir şekilde yazı yazmayı sevmenin, kelimeleri düzgün dizmeyi öğrenmenin, doğru yazım kurallarına dikkat etmenin, önemli şeyler olmadığını düşünmüştüm. Seksek oynamak, taşlarla çizilen o kutucuklarda zıplamak, arkadaşlarınla eğlenmek her şeyden önce geliyordu. Seksek nasıl yazılır? diye düşünmediğimiz, çimenlerin kokusuyla beynimize farklı düşünceler uğramadan koştuğumuz günlerden geriye sadece hatıralar kaldı.

Ve işte bir gün, o eski, bahçeli evimizin önünde çocukluğumuzun en kıymetli oyununu oynarken, yanımda oturan, annemle birlikte çamaşır asan Fikriye Teyze, “Oğlum, seksek mi yazılır, yoksa seksek?” diye bir soru sordu. Ben o an, ne diyeceğimi bilemedim. Çocukluğumdan kalma bir anı beni sardı ve ne kadar garip olsa da, o anda “Seksek nasıl yazılır?” sorusu, aklımda bir labirente dönüştü.

Çocukluğumun Seksek Anıları

Bir zamanlar, mahalledeki o eski parkın köşesinde, “Seksek” diye bağırarak birbirimize taşlar atardık. O taşlar, hepimiz için birer anlam taşırdı; bazen “başarısızlık”, bazen “zafer”, bazen de “umut”. Seksek oynarken, o taşın nerede duracağına, hangi kutuya gireceğine, hangi sırayla atılacağına dair her hareket, sanki bir geleceği yazıyordu. Kimse yazımı konuşmazdı ama seksek oynarken, aslında hayatın yazımını yapıyorduk. Her zıplama, her atış, her düşüş biraz daha büyüyen, hayatla yoğrulan birer kelime gibiydi.

O gün akşam, evin önünde tekrar sevinçle taşları atarken, birden Fikriye Teyze’nin “Seksek nasıl yazılır?” sorusu kulaklarımda yankılandı. Anlamsız bir şekilde bir anda düşünmeye başladım, “Seksek” gerçekten nasıl yazılırdı? Seksek mi, seksek mi? Bu soru, o çocukluk anılarından uzaklaştıkça, büyük bir belirsizliğe dönüştü. Kimseye soracak halim yoktu. Bir anda kafamda bütün yazım kuralları bir araya gelip dans etmeye başladı.

Seksek: Oynamak mı, Yazmak mı?

O sorunun ardında bir gariplik vardı, bir eksiklik. Hani bazen bir şeyin kaybolduğunu hissedersiniz ama ne olduğunu bulamazsınız? İşte o andan itibaren, o kaybolan şeyin, kelimelerle ilişkili olduğunu fark ettim. Seksek, çocukken oyun, büyüdükçe bir anlam bulmuştu ama o an, “Seksek” kelimesinin doğru yazımı, geçmişle olan bağımı da sorgulatmaya başlamıştı.

Seksek nasıl yazılır?

Bunu düşündükçe, o eski mahallemizin sokaklarına dönmem gerektiğini hissettim. O yıllarda, yazmak için tek bir amacı vardı insanların: Kelimeleri doğru kullanmak. Ama o çocukluk oyununda, oyun kurallarını doğru bilmek ve taşları doğru atmak, doğru yazmaktan daha önemliydi. Bazen düşünürüm, belki de çocukken yanlış yazım kurallarına dikkat etmiyoruzdur çünkü hayat bir anlamda “yanlış”ları kabul eder. O zamanlar, doğru yazmanın, doğru olmaktan daha fazla önemi yoktu. Zıpladıkça, düşerken farkına varamadığım bir şey vardı: Hayatın doğru yazılışı, düşerken değil, doğru yola adım attığında şekillenir.

Ama şimdi, büyüdüm. Her yazdığımda, bazen bir kelimeye, bir harfe takılıp kalırım. Yıllarca düşündüğüm o basit soru, aslında bana hayatla ilgili çok şey anlatıyordu. Seksek oynarken, sadece taş atmazdık. Aynı zamanda bir hayatı yazardık. Hayatın her atışı, her düşüşü, her zıplayışı, bir kelimeyi yanlış yazmak gibiydi. Ama yine de hayatta her şeyin bir yolu vardı. Belki de “Seksek nasıl yazılır?” sorusunun cevabı, geçmişten gelen o taşı atarken kalbinde hissettiğindi.

Fikriye Teyze ve Seksek Hissi

Bütün bu düşünceler içinde, Fikriye Teyze’nin o naif sorusu, bana ne kadar önemli bir şey hatırlattı. Fikriye Teyze, aslında sadece yazım hatasıyla ilgilenmiyordu. O, zamanında en güzel seksek oynayan, taşları hep doğru atmayı bilen kadındı. Her kutu, her taş, her zıplama, onun için bir yolculuktu. Ama bir noktada, ona göre, kelimelerin de bir yolu vardı.

Fikriye Teyze’nin gözlerinde o eski anılar var mıydı, yok muydu, bilmiyorum ama seksek, zamanla çocukluğumun en saf hali, en kalbi yerinden bir anı olarak kaldı. Ve her zaman, bir şeyin doğru olup olmadığına karar verirken, o zamanlardaki gibi sadece taşın nereye düştüğüne bakmak yetiyor. Sadece doğru bir şekilde yazmak değil, doğru bir şekilde yaşamak önemliydi.

Seksek Nasıl Yazılır?

Ve işte şimdi, yıllar sonra, “Seksek nasıl yazılır?” sorusu bana, büyüdükçe anlam kazanan bir soruya dönüşmüş durumda. Seksek mi, seksek mi yazılacağına hala karar veremedim. Belki de iki şekilde de yazılabilir. Oynarken hiçbir şeyin yanlış olmadığı gibi, yazarken de, belki de hayat da yanlış ya da doğru olmanın ötesinde bir yerde bulunuyor. Sonuçta, hayat ne kadar doğru yazılırsa yazılsın, bir zamanlar taşları atan o çocuk, hala içimde, o eski seksek kutularında zıplıyor.

Bugün bile, seksek oynamak yerine doğru yazım kuralları üzerine kafa yorarken, aslında bir şey fark ettim: Yazmak sadece kelimeleri dizmek değil, yaşadıklarını bir şekilde kağıda dökmek. Seksek, o çocukken öğrendiğimiz en güzel oyunlardan biri olsa da, belki de seksek gibi hayat da doğruyu bulmak değil, o yolda kaybolabilmekle ilgilidir.

Seksek nasıl yazılır? Kiminin gözünde bir anıdır, kimisi içinse bir sorudur. Ama belki de en doğru yazımı, o çimenlerin kokusunu, o eski taşları, o yaz akşamlarının huzurunu hatırlayarak buluruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet