İçeriğe geç

Römork hangi dilden ?

Römork Hangi Dilden? Bir Yoldaşın Hikayesi

Hayatın bazen seni en beklemediğin anlarda test ettiğini kabul etmek gerek. Geçen yaz bir sabah, Kayseri’nin sabah serinliğinde, her zamankinden farklı bir şey hissetmiştim. Hava da farklıydı, evet, ama içimdeki duygular da öyle. Tıpkı yıllardır römorku görmek üzere olduğumda içimi bir korku kaplaması gibi. Fark ettim ki, o eski römork, hayatımın bir parçası haline gelmişti. Ama asıl sorum şu oldu: “Römork hangi dilden?”

Sabahın Sesi ve Bir Römork

Sabahın erken saatlerinde, gözlerim henüz uyandığımı hissettirmemişken, dışarıda hafif bir rüzgar vardı. Öylesine bir sabah, güne başlamaya çalıştığımda, evin dışındaki römork gözümün önüne geldi. Bütün çocukluğum boyunca oradaydı, hep orada, bir parça sessiz, bir parça terkedilmiş gibi. Bir süre sonra o römork, etrafındaki bahçeyi daha fazla sarmaya başladı. Bahçenin köşesinde, yaşlı ve garip bir şekilde paslanmış olan o metal kutunun sesi, sanki beni içine çekmeye başlamıştı.

Bazen çocukken, römorku, içini doldurmak için bir hayal gibi görürdüm. Ama büyüdükçe, o hayal yerine başka bir gerçeklik yerleşti. Her geçen yıl, her geçen gün, römork beni daha fazla düşünmeye zorladı. O kadar basitti ki, ama bir o kadar da karmaşıktı. O an, “Römork hangi dilden?” sorusu kafamı karıştırmaya başladı.

O Eski Yoldaşla Yavaş Yavaş

Yavaş yavaş büyüdükçe, hayatımda farklı duygular yer etmeye başlamıştı. Römork, sanki bir zaman makinesi gibi geri çekiliyordu, her şeyin üzerine alıp götürüyordu. İçimde bir eksiklik vardı, her geçen yıl başka bir kırık, başka bir yarayla yüzleşiyordum. O römork da bana her şeyin geçmişten kalma bir parçası gibi geliyordu. “Neden bu kadar bağlıyım?” diye sorarken, aslında cevabını içimde bulamıyordum.

Bir gün, römorku tekrar eski yerinden, garajın arkasından görünce içimde bir şeyler kıpırdadı. Belki de yıllardır unutulmuş bir soruya cevabım vardı. O eski römorkun içinde, geçmişin izlerini bulabileceğimi düşünüyordum. Ama bu soruyu sormak da tuhaf bir şeydi, çünkü neredeyse hiç kimse “Römork hangi dilden?” diye sormazdı. Hangi dil? Bir dil mi vardı gerçekten? Ya da ben, bir dilin parçası olmaktan mı korkuyordum? Kim bilir?

Bir Kayıp ve Sonra Keşif

Bir yaz akşamı, römorku çekmeye karar verdim. O kadar güçlü bir istek vardı ki içimde, o paslı römorku tekrar yerinden hareket ettirmeye karar verdim. Hangi güdüydü bu? Anlamadım, ama içimdeki duygu bana, bunun yapılması gerektiğini söylüyordu. Bir şeyleri geri almak gibi bir şeydi bu. O an içimde bir karmaşa vardı. Ya geçmişimi bulacaksam?

Gizlice ellerimi römorkun metal kısmına koydum. Evet, o an kalbim hızla çarpmaya başladı. Paslı yerleri, kirli dokuları hissettim. Ama gözlerimde beliren şey, geçmişin kaybolan izleri gibiydi. İşte o an, römorku harekete geçirdiğimde, içimde bir huzur belirdi. O eski, geçmişi taşıyan römorkun sesi, bana kaybolan duyguları geri getirdi. Kendimi, o eski günlerdeki gibi hissettim. Sanki her şey bir anda yerli yerine oturdu. Beni bir arada tutan her şey, o römorkun içinde gizliydi.

Bir Duygusal Yolculuk: Römorkun Hangi Dili?

Bir süre sonra, arka bahçede römorkun içinde kaybolmuş eski bir defter buldum. Bu defter, duygusal anlamda bende çok şey uyandırdı. İçinde eski yazılar vardı, küçük çocukken yazdığım günlükler… Bir de annemin yazdığı birkaç satır vardı. Annemle ilgili anılarımı bulmak, o kadar derin bir duygusal iz bıraktı ki, gözlerim doldu. Birden, “Römork hangi dilden?” sorusunu tekrar hatırladım.

O defterin içinde kaybolurken, birden içimde şu hissiyat oluştu: Her şey dilin içinde, dilde gizliydi. Yıllar önce kaybettiğim duyguları, kelimelerle buluyordum. Römork bir dilin parçasıydı. Annemin yazdığı satırlar da bir dilin parçasıydı. Ve ben, yıllardır bu dilin ne olduğunu bulmaya çalışıyordum. Ama soruyu doğru soramamışım: Bu dilin içinde ben var mıyım?

Yavaşça fark ettim ki, römork aslında geçmişin dilini taşıyan bir yoldaştı. Geçmişi hissetmek, geçmişle yüzleşmek, bunlar dilin içinde gizliydi. Römork, bir dilin çok uzak köylerinden gelmişti ve bana her şeyi tekrar anlatıyordu. Hangi dildi? Duyguların diliydi, anıların diliydi.

Geleceğe Dönüş: Römork ve Ben

Birkaç hafta geçti. O eski römorkun içindeki defteri tekrar açtım, her sayfasına göz attım. Geçmişin, kaybolan yılların dilini, o römork bana fısıldıyordu. Belki de eski dilin yerini, gelecekte daha başka bir şey alacaktı. Ama o an anladım ki, dilin gücü, bir yoldaşlık gibi, hiçbir zaman kaybolmaz.

İçimde bir hafiflik vardı şimdi. Artık römorku, sadece eski bir eşya olarak değil, bir dilin parçası olarak görüyordum. Benim için çok derindi bu. Hangi dilden bahsediyordum? Geçmişin dili, ama belki de geleceğe bir köprü kuran dil. Tıpkı ben gibi, hayatın her parçasını yakalayabilen, her soruyu sorabilen bir dil.

Sonuçta römork, kaybolan anıların dili, geçmişin yükünü taşıyan bir taşıyıcıydı. Ve şimdi, römorku görmek, bana sadece geçmişin değil, dilin de ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort megapari-tr.com
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet